2. ANADOLU MEDYASI ÇALIŞTAYI ANKARA’DA GERÇEKLEŞTİRİLDİ

2’incisi gerçekleştirilen Anadolu Medyası Çalıştayı’nda OHAL ve Seçim sürecinde yerel medyanın içinde bulunduğu durum konuşuldu.

Çalıştayda, Anadolu Medyasının içinde bulunduğu şartlarının iyileştirilmesi ve basın özgürlüğünün geliştirilmesi kapsamında uygulanmak üzere yeni kararlar alındı. Yerel Medya’nın şartlarının iyileştirilmesi, çeşitliliğinin korunması için yapılacaklar bir rapor haline getirildi, çözüm için yol haritası çıkarıldı.

Tüm İletişim ve Medya Federasyonu (TİMEF) Üyesi STK’lar, Türk Dünyası Gazeteciler Federasyonu Üyesi STK’lar, Türkiye Gazeteciler Federasyonu ve Konfederasyonu üyesi STK’lar, TİMEF Üyesi olmayan Medya alanında faaliyet gösteren STK’lar, yerel ve bölgesel radyo ve televizyon sahiplerinin kurdukları, bu alanda bir ilk STK olan Yerel ve Bölgesel Radyo Televizyon Sahipleri Derneği RATSA, Anadolu’da faaliyet gösteren tüm Yerel Medya kuruluşları ve Medya çalışanlarının arasından, Türkiye’nin yedi ayrı bölgesindeki illerde, her biri alanında yetkin 50 yerel medya temsilcisinin davetli olarak katıldıkları 2. Anadolu Medyası Çalıştayı Ankara da gerçekleştirildi.

Çalıştayın açılış oturumuna RTÜK Başkanvekili Esat Çıplak katıldı. Programın açılış konuşmasını yapan TİMEF Genel Başkanı Şakir Gürel, Yerel Medya’nın çok zor durumda olduğunu, şartlarının her geçen gün daha da ağırlaştığını, bugün gelinen noktada ise Mors Alfabesi ile S.O.S çağrısında bulunmak zorunda kalındığını belirtti.

Anadolu Medyasını oluşturan yerel yayıncıların zor günlerden geçtiğini belirten TİMEF Genel Başkanı Şakir Gürel, “Önümüzdeki seçimler, yaşadığımız zorlukların üstesinden gelebilmemiz için bize ve siyasilere tarihi fırsatlar da sunuyor. Şimdi ya bu tarihi fırsat değerlendirilecek, Anadolu Medyası yoluna devam edecek, ya da başta yerel televizyonlar olmak üzere çok sesliliğin, renkliliğin ve basın özgürlüğü ile birlikte Anadolu Medyasının biraz daha çöktüğünü görecek, kısa bir zaman sonra da yok oluşunu izleyeceğiz. Bu tarihi günlerde siyasi görüşlerimizi bir kenara bırakalım ama birbirimizi yalnız bırakmayalım. Şimdi olduğu gibi birlik olalım, birlikte olalım, olmaya devam edelim, sorunlarımızın çözümü için sesimizi duyuralım” dedi.

YEREL MEDYAYA CİDDİ BİR CEZA GİTMİYOR

Yerel medya ve ceza konusunu değerlendiren RTÜK Başkanvekili Esat Çıplak, yerel medyaya ciddi bir ceza kesilmediğini söyledi. Yerel medyaya yöneltilen şikâyetlerin çoğunun doğru çıkmadığını belirten RTÜK Başkanvekili Esat Çıplak, “Yerel medyaya ciddi bir ceza gitmiyor. Sadece belirli bir şikâyet konusu olursa, Reklam süresi, haberlerde verilen konular gibi şikâyetler bize geliyor ama biz yerel medyaya mümkün olduğu kadar şey etmiyoruz. Ürün satıyorsa, arada reklam sürelerini uzatıyorsa, kurallara dikkat etmiyorsa onunla ilgili de yapacağımız bir şey yok. Cezalarımız çok da ağır mı? Tabi ki değil” şeklinde konuştu.

BİZ CAN ÇEKİŞİYORUZ

Çalıştaya Van’dan katılan Erdal Perihan söz hakkı alarak yerel gazetede yaşadıkları sıkıntıları dile getirdi. Van’ın Sesi gazetesinin ve ülke genelinde ki yerel gazetelerin ayakta kalmakta zorlandığını belirten Perihan, “Basın İlan Kurumu gelmeden önce biz ilanları Valilikten alırdık. O zaman yılda bin 800 civarından ihale ilanı yayınlardık tüm gazeteler. Basın İlan Kurumu 2011’de Van’a geldi, bu sayı 800-850’lere düştü. Biz bunu söylüyoruz. Eskiden 30 cm.lik yayınlanan ilanlar 15 cm.ye düştü. 2016’dan bu güne kadar biz zam almadık. 2016’da kur ne kadardı, bu gün ne kadar? Bizim tüm girdilerimiz döviz üzerinden, bu gün bir top kâğıt 82 TL. 2016 da kâğıt ne kadardı? 38-39 TL’ydi. Bir top aydınger 150 TL. Bir kalıp şu anda 9 TL ama hükümet her günde bizden bir şeyler ister. Basın İlan Kurumu bize cezalar yağdırır. Bize iyileştirme adına hiçbir şey vermediler, bizden aldılar. Biz yayınladığımız ilanların %15’ini Basın İlan Kurumuna veriyoruz. Biz tüccar değiliz, biz memurda değiliz niye çünkü bizi öyle bir statüye oturtmuşlar. Benim bildiğim tüccar müşterisi geldiği zaman müşterisi ile diyalog kurar, pazarlığı olur, malını satar faturasını keser verir ama biz faturamızı dahi kesemiyoruz. Faturamızı Basın İlan Kurumuna gönderiyoruz, Basın ilan Kurumu faturamızı kesiyor. Paramızı alamıyoruz. Bu nasıl esnaflık, bu nasıl ticaret? Biz tüccar değiliz, memur da değiliz bize maaş vermiyorlar, bizim gazeteci olduğumuzu ne zaman anlıyoruz, KDV’yi, maaşları ödediğimiz de anlıyoruz. Maalesef diğer taraftan bize hiçbir kolaylık sağlanmıyor. Faizle para alıp gazetemizi ayakta tutmaya çalışıyoruz” diyerek yetkililerden yardım beklediklerini kaydetti.

Toplam 10 madde olarak açıklanan 2. Anadolu Medyası Çalıştayı Sonuç Bildirisi’nde özetle şöyle denildi:Türkiye’de ulusal diye tabir edilen yaygın medyanın, ana akım medyanın alternatifi, çok sesliliğin ve basın özgürlüğünün teminatı Anadolu Medyasıdır. Anadolu Medyası güçlü olursa Türkiye’de çok seslilik, çeşitlilik, basın özgürlüğü gibi tartışmaların, kendiliğinden azaldığı, hatta yok olduğu görülecektir. Oysa Anadolu Medyası; gazeteleri, radyoları, televizyonları, internet haber siteleri de dâhil top yekûn, tüm zamanların en zor durumundadır.

TÜM İLGİLİLERE ve YETKİLİLERE MORS ALFABESİ ile S.O.S ÇAĞRIMIZDIR

•Geçtiğimiz yıl 8-10 Mart tarihlerinde birincisini gerçekleştirdiğimiz Anadolu Medyası Çalıştayı’ndan bu yana geçen 14 aylık süreçte sorunlar azalmamış, maalesef artarak devam etmiştir. Yerel radyo ve televizyonlar, Hükümetin çıkardığı sayısız teşviklerden çeşitli nedenlerle bir yıl önce de yararlandırılmıyor veya yararlanamıyorlardı, bugün de yararlandırılmıyor veya yararlanamıyorlar.

•Hazırlatılması için ciddi bedeller ödenen kamu spotları, can çekişen Anadolu Televizyonlarında bir yıl önce de bedava yayınlatılıyor, yayınlamayanlar direkt veya dolaylı yollardan ağır cezai yaptırımlarla karşı karşıya bırakılıyorlardı, bu durum bugün de aynen geçerliliğini koruyor. Kamu spotlarının ücretlendirilmesi ile ilgili, geçen yıl ki çalıştayımızın sonuç bildirisi üzerine TBMM ‘ne Anamuhalefet Partisi tarafından verilen kanun teklifi, bir yıldır Meclis gündemine alınmayı bekliyor.

•Radyo ve televizyonların neredeyse tamamı, geçen yıla kadar olduğu gibi şimdi de telif ücretleri ile boğuşmaya devam etmekte, mahkemelerde, icra dairelerinde adeta sürünmektedir. TBMM ‘ne sunulan Telif Hakları Kanunu çıkarılmadıkça, bu alanda yaşanan mağduriyetlere yenileri eklenmekte, yaşanan mağduriyetler ise artarak devam etmektedir.

•Yerelde yayın yaparken uyduya çıkmayı başarmış televizyonlardan, bir yıl önce de milyar dolarlık ciroları olan holding televizyonları ile aynı uydu kira bedeli alınıyordu, bugün de aynı kira bedelleri alınıyor. Dahası, geçen yıl ki çalıştayımızın sonuç bildirisinden sonra; indirim vaadi ile MP2 ‘den MP4 ‘e geçmeye teşvik edilen Anadolu’daki televizyon yayıncılarına, izleyicisi ile birlikte işlevi de kaybettirilmeye çalışılıyor.

•Türkiye’de 1990’lı yılların başından bu yana kurulan ve çoğunluğu karasal yayın yapan televizyonların yüzde 80’i ya kapanmış ya da sadece kâğıt üstünde adı ve şirketi kalmıştı. 1. Anadolu Medyası Çalıştayı’ndan bu yana geçen süre zarfında çeşitli nedenlerle kapanan televizyonlara, en az 50 televizyon daha eklendi.

•Yine bir yıl önceki çalıştayda; Anadolu’da çok seslilik ve çeşitlilik adına gazete enflasyonu yaşandığı, elinden hiçbir iş gelmeyenin yaptığı ve yapmayı gözüne kestirdiği ilk işin gazete çıkarmak, gazete sahibi olmak olduğuna dikkat çekmiş, gazete sahipliği için şartlar getirilmesi, bu şartların gerçekçi ve uygulanabilir olması çağrısında bulunmuştuk. Lakin müspet yönde hiçbir değişiklik olmadı. Aksine, vasıflı gazetelerin resmi ilan gelirleri azaldı, verilen ilanların tarifelerinde son 3 yıldır artış yapılmadı, bu yıl yapılan artış da uygulamaya konulmadı.

•Türkiye’de son 15 yılda gazeteci yetiştiren İletişim Fakültelerinin sayısının 5-6’lardan 50-60’lara çıktığını söylemiştik. Şimdilerde bu sayı 100 ‘e dayandı. Durum böyle olduğu halde İstanbul, Ankara ve İzmir ile birlikte tüm Anadolu ‘da gazetecilerin çalışacakları alanlar her geçen gün daha da daralmaya, işini kaybeden veya okulundan mezun olduğu halde iş bulamayan, işini yapamayan onbinlerce işsiz gazeteci ordusuna binlercesi daha eklendi.

•Türk Basını için Barolar Birliği gibi üyeliği belli şartlara bağlı ancak zorunlu olan, evrensel normlarda kendi etik kurallarını koyup uygulayabilen, kanunla kurulmuş Basın Meslek Birliği’nin acilen kurulmasını istemiş, bugünün siyasetinin, iktidarı ve muhalefeti ile bunu en sağlıklı şekilde kurmaya ve uygulamasını sağlamaya muktedir olduğunun altını çizmiştik. Siyasi iradeden, maalesef bu konuda bir yardım alamadık/göremedik.

•Geçen yıl ki Çalıştayımızda; “İktidara geldiği günden itibaren Anadolu Medyasının katkısını hep takdir eden ve yanında duran Ak Parti iktidarı, bundan iki-üç yıl öncesine kadar iktidarın içine sızmış Fetöcü terörist oldukları anlaşılanların manipülasyonları ile oluşturulan Medya sermaye sahiplerinin işidir. Bu işi parası olmayan gazeteciler değil, sermaye sahipleri yapsın algısı ile sürekli ve kararlılıkla mücadele edilmesi gerekir” demiştik. Bu yıl da aynı duygu ve düşüncede olduğumuzu bir kez daha vurguluyoruz.

•Anadolu Medyası’nın temsilcileri, Yerel ve Bölgesel Radyo Televizyon Sahipleri Derneği RATSA’nın da üyesi olduğu, Türkiye’nin 7 ayrı bölgesinde ki temsilcilikleri ile tüm illerde teşkilatlanmış bulunan, Tüm iletişim ve Medya Federasyonu TİMEF ‘in davetlisi Çalıştay heyeti olarak, Anadolu Medyasını temsil ettiklerini söyleyen, isimlerini dahi zikretmeye gerek duymadığımız, uygun da bulmadığımız sözde sektörün temsilcisi, özünde sektörden ve gerçeklerinden bihaber kurumların da bir an önce mercek altına alınması elzemdir. Anadolu Medyası için çalışıyoruz diyerek Anadolu Medyasını istismar edenlere, iktidardan kendi keselerine rant devşirenlere daha fazla fırsat verilmemesi gerekir. Aksi takdirde, sözde sektörün temsilcisi, özünde sektörden ve gerçeklerinden bihaber bu ve benzeri kurumların temsilcileri, iktidarın nimetlerinden vazgeçmek bir yana, iktidar nimetlerine daha çok sarılmaya, Anadolu Medyasının mağduriyetini katlamaya devam edeceklerdir.