GAZİ MECLİSİMİZ MAZİDEN ATİYE UZANAN ŞANLI TARİHİMİZİN EN ÖNEMLİ SEMBOLLERİNDEN BİRİDİR

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde düzenlenen iftar yemeğinde yaptığı konuşmada, “Hepimizin yapması gereken iş; ezanımızın, bayrağımızın, vatanımızın, özgürlüğümüzün, geleceğimizin ifadesi olarak Türkiye’ye gözümüz gibi bakmaktır. O meşhur benzetmeyle, evet hepimiz 82 milyonluk Türkiye gemisinin yolcularıyız. İçeride ne yaşanırsa yaşansın geminin gövdesinin sağlam kalmasına, motorlarının işlemeye devam etmesine, rotasından sapmamasına katkıda bulunmak hepimizin görevidir” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM (Türkiye Büyük Millet Meclisi) Başkanı Mustafa Şentop’un, Meclis’in Şeref Kapısı önündeki alanda eski ve yeni milletvekillerine verdiği iftara katıldı.

Programda eski ve yeni milletvekillerine hitap eden Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasının başında, milletvekilleriyle bir araya gelmekten duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

“GAZİ MECLİSİMİZ MAZİDEN ATİYE UZANAN ŞANLI TARİHİMİZİN EN ÖNEMLİ SEMBOLLERİNDEN BİRİDİR”

TBMM’nin İstiklal Harbi’ni yönettiğini ve düşman kapısına kadar dayanmasına rağmen mücadele azminden en küçük bir taviz vermediğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Meclis’in 15 Temmuz gecesi FETÖ’cü teröristlerin uçaklarla, tanklarla, bombalarla yaptıkları saldırılar karşısında da dimdik ayakta durduğunu, milletin verdiği emanete sıkı sıkıya sahip çıktığını söyledi.

TBMM’nin dünyada çifte gazilik unvanına sahip belki de tek meclis olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gazilik, öyle sıradan bir unvan değildir. Bu unvana sahip olabilmek için inandığınız değerler uğrunda ölümü göze alacak bir mücadele yürütmeniz gerekiyor. Şehitlerimiz ve gazilerimiz bizim istiklalimizin ve istikbalimizin sembolleridir. Millî iradenin tecelligâhı olan Gazi Meclisimiz de, maziden atiye uzanan şanlı tarihimizin en önemli sembollerinden biridir” dedi.

“BU MECLİS, DARBELERE, CUNTALARA, VESAYETE KARŞI CESARETLE DİMDİK DURAN MECLİS’TİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu Meclis, Cumhuriyeti kuran Meclis’tir. Bu Meclis, çok partili siyasi hayata geçişin mimarı olan Meclis’tir. Bu Meclis, darbelere, cuntalara, vesayete karşı cesaretle dimdik duran Meclis’tir. Bu Meclis, ülkemizin kalkınması, gelişmesi, büyümesi yolunda atılan tüm adımların öncüsü olan, önünü açan bir Meclis’tir. Bu Meclis, millî iradenin üstünlüğü ilkesinden aldığı güçle ülkemize ve milletimize yönelik tüm saldırıların önünü kesen Meclis’tir. Bu Meclis, tarihimizin en önemli yönetim sistemi değişikliğini demokratik sistem içerisinde başarıyla gerçekleştiren Meclis’tir. Bu Meclis, terör örgütleriyle, ihanet çeteleriyle, beşinci kol unsurlarıyla ülkemize diz çöktürmeye çalışanların heveslerini kursaklarında bırakan Meclis’tir. İşte bunun için bu çatı altında görev yapan her bir arkadaşımız her türlü teşekkürü, her türlü takdiri hak etmektedir.”

Türkiye’nin gücünün, meselelerini demokrasi ve hukuk içinde çözme iradesine şartlar ne olursa olsun sahip çıkma kararlılığından geldiğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk milletinin en büyük özelliğinin zor zamanlarda eşsiz irfanıyla en doğru, en sağlıklı, en ideal yolu bulmayı hep başarması olduğunu vurguladı.

“YASAMA, YÜRÜTME, YARGININ GÜÇ VE YETKİ KAYNAĞI MİLLETİN KENDİSİDİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Milletimiz bugünü ve geleceğiyle tüm ilgili sorumluluğu da, yetkiyi de, görevi de kendi adına yasamada işte bu Meclis’e, yürütmede Cumhurbaşkanı olarak şahsıma, yargıda da yargı kurumlarına vermiştir. Güçler ayrımı denen bu sistemi ne derece sağlıklı işletebilirsek, milletimizin umutlarına ve beklentilerine o denli iyi cevap verebiliriz. Yeni yönetim sistemimiz özellikle demokrasinin temelini oluşturan bu güçler arasındaki görev paylaşımını çok daha belirgin hâle getirmiştir” dedi.

Yasamanın, yürütmenin ve yargının güç ve yetki kaynağının milletin kendisi olduğuna vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, hesap verilecek yerin de milletin kendisi olduğunu kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Milletvekilleri ve Cumhurbaşkanı olarak bizler seçimlerde bu hesabı veriyoruz. Yargı da, Anayasa ve kanunlar çerçevesinde yürüttüğü faaliyetleriyle hesabını milletin vicdanına sunuyor. Demokrasinin bu üç sacayağı ne kadar sağlıklı işlerse, Türkiye de içeride ve dışarıda o derece güçlü olur” vurgusunda bulundu.

“82 MİLYON VATANDAŞIMIZIN HER BİRİNİ TÜRKİYE ORTAK PAYDASI ALTINDA BİR ARAYA GELMEYE DAVET EDİYORUZ”

Millî birliğini ve devlet bütünlüğünü kaybeden ülkelerde en büyük eksikliğin demokrasi eksikliği ve millî iradenin tecellisindeki kopukluklar olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Bin yıllık vatanımız olan bu toprakları elimizden almak için her şeyi yaptılar, hâlen yapıyorlar. Son dönemde özellikle de son altı yıldır diğer ülkeler ve toplumlar için oynanan oyunların çok daha fazlası bize de uygulanmaya çalışıldı. Bunun için terör örgütlerinden ekonomik tetikçilere kadar ellerindeki tüm imkânları kullandılar. Hamdolsun milletimizle, millî iradenin temsilcisi olan Meclisimizle, kurumlarımızla birlikte yekvücut olduk, birlikte hareket ettik ve bu oyunları bozduk. Bugün buradaki şu güzel manzarayı birliğimizin, beraberliğimizin, uhuvvetimizin bir nişanesi olarak görüyorum.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’deki siyaset kültürünün zaman zaman çok sert tartışmaları, çekişmeleri, rekabeti beraberinde getirebildiğini, siyasetin millete ve ülkeye hizmet için yapılması durumunda bunun mazur görülebileceğini, demokrasinin cilvesi olarak kabul edilebileceğini söyledi.

Türkiye’nin bugün güvenlikten ekonomiye her alanda kritik bir dönemden geçtiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “82 milyon vatandaşımızın her birini Türkiye ortak paydası altında bir araya gelmeye davet ediyoruz. Demokrasinin ve hukukun kuralları içinde yürüttüğümüz siyasi rekabet, bu büyük birlikteliğin engeli değil tam tersi zenginliği olmalıdır” değerlendirmesinde bulundu.

“GELİN BÜYÜK VE GÜÇLÜ TÜRKİYE’Yİ BİRLİKTE İNŞA EDELİM”

“Hepimizin de yapması gereken iş; ezanımızın, bayrağımızın, vatanımızın, özgürlüğümüzün, geleceğimizin ifadesi olarak Türkiye’ye gözümüz gibi bakmaktır” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “O meşhur benzetmeyle, evet hepimiz 82 milyonluk Türkiye gemisinin yolcularıyız. İçeride ne yaşanırsa yaşansın geminin gövdesinin sağlam kalmasına, motorlarının işlemeye devam etmesine, rotasından sapmamasına katkıda bulunmak hepimizin görevidir. Kendi adımıza büyük ve güçlü Türkiye davasına hizmet etmek için tüm gayretimizle çalıştık. 40 yıllık siyasi hayatımızın her anı bu anlayışla geçmiştir. Özellikle son 17 yıldır önce milletvekili ve Başbakan olarak, ardından Cumhurbaşkanı sıfatıyla bu yolda ter döktük, mücadele verdik. Elbette eksiklerimiz, hatta hatalarımız olmuştur. Ama Türkiye’ye kazandırdıklarımızı kimse inkâr edemez. Demokraside ve ekonomide ülkemize sınıf atlattık. Şimdi dünyanın ilk 10 ülkesi arasına girme fırsatı önümüzde duruyor. Şayet bugün yaşadığımız güvenlik tehditlerini, ekonomik saldırıları, millî birliğimizi bozmaya yönelik tuzakları aşabilirsek, inşallah 2023 yılında bambaşka bir Türkiye’de yaşıyor olacağız.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’yi 2023 hedeflerine taşımada TBMM’ye ve burada temsil edilen siyasi partilere önemli görevler düştüğünü belirterek, “Gelin Türkiye’yi 2023 hedeflerine birlikte ulaştıralım. Gelin büyük ve güçlü Türkiye’yi birlikte inşa edelim. Onun için tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet diyerek bu yolda yürüyelim, biz buna hazırız. Meclisimizin de tüm milletvekilleriyle ve siyasi partileriyle buna hazır olduğuna inanıyorum” ifadesini kullandı.

İftara Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanı sıra; Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici, Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, eski meclis başkanları, bakanlar, milletvekilleri, kuvvet komutanları ve eski milletvekilleri katıldı.